Bloğa geri dönün

SEO Nedir? Dijital Dünyada Sadece Var Olmayın, Bulunabilir Olun

15 dk okuma süresi

Web sitenizi yayınladınız. Marka bilinirliği yaratmak ve hızlı trafik çekmek için dijital reklamlar etkili bir başlangıç noktasıdır. Reklamlar size zaman kazandırır ve potansiyel kitlenizle sıcak teması kurmanızı sağlar.

Peki, her tıklama için bir maliyet ödemeden, arama sonuçlarında organik yollarla ve kalıcı bir otoriteyle yer almak istemez misiniz?

İşte SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) tam bu noktada, pazarlama stratejinizin en sürdürülebilir gücü olarak devreye girer.

SEO, Sponsorlu etiketi olmadan, kullanıcıların en çok güven duyduğu organik sonuçlarda sitenizin kalitesiyle yer alma disiplinidir. Bu süreç, reklamlarla kazandığınız bilinirliği, bütçeden bağımsız ve uzun vadeli bir trafik kaynağına dönüştürmenizi sağlar.

Bu rehberde sitenizi arama motorlarının ve kullanıcıların favorisi haline getirecek teknik, içerik ve otorite stratejilerini tüm yönleriyle ele alıyoruz.

Temel Mantık: Arama Motorları Nasıl Çalışır?

Bir web sitesinin arama sonuçlarında (SERP) üst sıralara çıkması tesadüf değildir. Başarılı bir SEO stratejisi kurmak için, önce masanın karşı tarafındakinin, yani Google ya da diğer arama motorlarının nasıl düşündüğünü anlamalısınız.

Arama motorları, saniyeler içinde karşınıza binlerce sonuç getirmek için arka planda durmaksızın çalışan 3 aşamalı bir mekanizmaya sahiptir:

A) Tarama (Crawling)

Sürecin ilk adımı keşiftir. Google’ın Spider veya Bot adı verilen dijital örümcekleri, web dünyasındaki milyarlarca sayfayı linkler aracılığıyla durmaksızın gezer. Google’ın botları kör değildir ancak bir sayfadan diğerine geçmek için yol işaretlerine ihtiyaç duyarlar ve linkleri birer köprü olarak kullanırlar. Eğer sitenizde sayfalar birbirine bağlı değilse (iç linkleme eksikse) veya teknik engeller varsa (örneğin hatalı robots.txt dosyaları), botlar sitenizi tam olarak gezemez ve bir çıkmaz sokağa girer.

Burada unutmamanız gereken kritik nokta şudur: Google’ın göremediği bir sayfayı, müşterileriniz asla göremez. Botların sitenizi gezmek için ayırdığı süre sınırlıdır. Eğer botlar, çalışmayan linklerle, çok yavaş yüklenen görsellerle veya karmaşık bir yapıyla vakit kaybederse, en önemli ürün veya yazılarınızı keşfedemeden sitenizden ayrılırlar. Bu yüzden sitenizin kapılarını Google’a tam olarak açmak için teknik altyapınızın botlar tarafından okunabilir olması gerekir.

B) Dizinleme (Indexing)

Tarama süreci bittiğinde iş bitmiş sayılmaz. Çünkü Google gördüğü her şeyi kaydetmez. Botların taradığı sayfalar, önce Google’ın sıkı kalite filtrelerinden geçer. Eğer sayfanız özgün, kullanıcıya değer katan ve teknik olarak sağlıklı bir yapıdaysa, Google’ın devasa veri tabanına, yani Dizin (Index) denilen kütüphanesine eklenir.

Google, bu devasa kütüphaneyi bir bilgi çöplüğüne çevirmek istemez. Eğer içeriğiniz başka bir siteden birebir kopyaysa (Duplicate Content), kullanıcıya yeni bir bilgi sunmayan zayıf bir metinse (Thin Content) veya sayfanız hatalarla doluysa, Google Bu sayfayı kütüphaneme koyup değerli raf alanımı işgal etmeyeceğim der. Unutmayın ki dizine eklenmek, her web sitesine tanınan otomatik bir hak değil, kalitesiyle kazanılan bir ayrıcalıktır. Sadece dijital dünyada var olmanız yetmez, Google tarafından kaydedilmeye değer bulunmanız gerekir.

C) Sıralama (Ranking)

Ve sürecin final sahnesi. Bir kullanıcı arama kutusuna bir soru yazdığında (Örn: “En iyi koşu ayakkabısı”), Google kütüphanesindeki milyarlarca sayfa arasından o kullanıcının sorusuna en doğru, en hızlı ve en güvenilir cevabı vereni seçip 1. sıraya yerleştirir. Google’ın algoritması karmaşık görünse de aslında tek bir patrona hizmet eder: Kullanıcı. Google, kullanıcısını mahcup etmek istemez. Bu yüzden yavaş açılan, mobilde bozuk görünen veya yanlış bilgi veren bir siteyi asla önermez.

Ancak burada unutmamanız gereken en kritik kural şudur: Çeşitli tekniklerle Google’ı manipüle edip geçici olarak sıralamaya girseniz bile, son sözü her zaman kullanıcı söyler. Günün sonunda ziyaretçiler sitenize girip aradığını bulamaz ve vakit geçirmeden çıkarsa, Google yanlış bir öneri yaptığını anlar ve sıralamanızı hızla düşürür. Dolayısıyla SEO, algoritmaları kandırma çabası değil, kullanıcıya aradığı en doğru cevabı sunma ve onu sitenizde tutma sanatıdır.

Büyük Resim: Site İçi (On-Page) ve Site Dışı (Off-Page) Ayrımı

SEO Nedir Dijital Dunyada Sadece Var Olmayin Bulunabilir Olun blog gorseli 02

Google’ın çalışma prensiplerini anladık. Peki, biz bu mekanizmaya nasıl etki edeceğiz? SEO stratejisi tek bir hamleden ibaret değildir, birbirini tamamlayan iki ana cephede yürütülür:

A) Site İçi SEO (On-Page): Mutfağın ve Hizmetin Kalitesi

Bu alan, kontrolün %100 sizde olduğu, ziyaretçiyi karşıladığınız yerdir. Bunu, işlettiğiniz restoranın iç düzeni ve mutfağı gibi düşünebilirsiniz. Müşteri kapıdan girdiğinde restoran ferah mı (Tasarım), menü anlaşılır mı (Site Haritası), garsonlar siparişi ne kadar hızlı getiriyor (Site Hızı) ve en önemlisi sunduğunuz yemek lezzetli mi (İçerik Kalitesi)?

Dijital dünyada da kurallar aynıdır. Google botları sitenize geldiğinde teknik altyapınıza ve içeriğinize bakar. Eğer yemekler kötüyse veya servis çok yavaşsa, dünyanın en iyi reklamını da yapsanız müşteri bir daha gelmez. Site İçi SEO, binanızın temelidir. Temel çürükse üzerine kat çıkamazsınız.

B) Site Dışı SEO (Off-Page): Şehirdeki Şöhretiniz

Restoranınızın içi mükemmel olabilir, ancak dış dünyada hakkınızda kimse konuşmuyorsa masalarınız boş kalır. Site Dışı SEO, kontrolün başkalarında olduğu, sizin ise itibarınızı yönettiğiniz alandır. Şehrin ünlü yemek eleştirmenlerinin gazete köşelerinde sizi önermesi veya müşterilerin arkadaşlarına Mutlaka oraya gitmelisin demesi, restoranınızın otoritesini belirler.

Bunun dijital karşılığı, başka güvenilir sitelerden aldığınız referanslar (Backlink) ve sosyal medyadaki marka bilinirliğinizdir. Google, sitenizin kalitesine sadece sizin beyanınıza bakarak karar vermez, sektördeki diğer otoriter siteler size kefil oluyor mu diye kontrol eder. Özetle, Site İçi SEO ile Google’a Ben bu konuda uzmanım dersiniz, Site Dışı SEO ile ise Google Evet, başkaları da onun uzman olduğunu onaylıyor der. Başarı, bu iki cepheyi eş zamanlı yönetmekten geçer.

Keşif Aşaması: Hedef Kitlenin Zihnine Girmek (Anahtar Kelime Stratejisi)

Bir avukat, bir blogger veya bir e-ticaret sitesi sahibi olmanız fark etmez, SEO stratejinizin temeli varsayımlara değil, veriye dayanmalıdır. Müşterilerinizin veya okuyucularınızın Google arama kutusuna ne yazdığını, hangi kelimelerle arama yaptığını bilmeden içerik üretmek, karanlığa kurşun sıkmaktır.

Anahtar kelime araştırması aslında dijital bir pazar araştırmasıdır. İnsanların neyi talep ettiğini (Aranma Hacmi) ve bu talebin arkasındaki motivasyonu (Arama Niyeti) anlamanızı sağlar.

A) Hacim Tuzağına Düşmeyin: Belirleyici Olan Arama Niyetidir (Search Intent)

Eskiden SEO denilince akla en çok aranan kelimeleri bulup sayfaya doldurmak gelirdi. Ancak bugün Google, kullanıcının o kelimeyi neden yazdığını (Search Intent) çok iyi analiz eder. Eğer kullanıcının niyetine uygun olmayan bir sayfa sunarsanız, sıralama alamazsınız.

Kelimelerin arkasındaki niyeti 4 ana başlıkta okumalısınız:

Bilgi Edinme Odaklı (Informational): Kullanıcı henüz müşteri değildir, sadece bir soruna çözüm arıyordur.

  • Örnek: Deri ayakkabı nasıl temizlenir?
  • Aksiyon: Bu arama için ürün sayfası değil, eğitici bir Blog Yazısı veya Rehber sunmalısınız.

Gezinme Odaklı (Navigational): Kullanıcı nereye gideceğini biliyordur, Google’ı sadece bir kapı olarak kullanır.

Örnek: “Garanti Bankası giriş” veya “Adidas iade sayfası”.

Aksiyon: Markanızın adının geçtiği aramalarda ana sayfanızın veya ilgili sayfanın en üstte olduğundan emin olmalısınız.

Ticari Araştırma Odaklı (Commercial Investigation): Bu, satın alma öncesi kritik aşamadır. Kullanıcı almaya karar vermiştir ama hangisini alacağını araştırıyordur.

Örnek: “En iyi koşu ayakkabısı 2024”, “iPhone 15 vs Samsung S24 karşılaştırma”.

Aksiyon: Burada Karşılaştırma Yazıları, İnceleme Videoları veya En İyiler Listeleri ile kullanıcıyı ikna etmelisiniz.

Satın Alma Odaklı (Transactional): Kullanıcı kararını vermiştir, kredi kartını çıkarmaya hazırdır.

Örnek: “Nike Pegasus 40 fiyat”, “SEO eğitimi satın al”.

Aksiyon: Kullanıcıyı oyalamayın; doğrudan Ürün Sayfasına veya Ödeme Ekranına yönlendirmelisiniz.

Kritik Strateji: Ayakkabı nasıl temizlenir? (Bilgi) aramasını yapan birine, doğrudan Satın Al (İşlem) sayfasını gösterirseniz, kullanıcı henüz almaya hazır olmadığı için siteden hemen çıkar. Google bunu kötü deneyim olarak algılar ve sizi cezalandırır. Her niyete uygun ayrı içerik üretmelisiniz.

B) Stratejik Hamle: Uzun Kuyruklu (Long-Tail) Kelimelerin Gücü

Birçok site sahibi, aylık 100.000 kez aranan kısa kelimelerde (Örn: “Ayakkabı”) ilk sıraya çıkma hayali kurar. Ancak bu, genellikle verimsiz ve pahalı bir hayaldir. Bunun yerine Uzun Kuyruklu stratejisini benimsemek, dönüşüm oranınızı katlar.

Kısa Kuyruk (Belirsiz Niyet): “Ayakkabı”

  • Durum: Rekabet çok yüksek. Kullanıcı henüz ne istediğini bilmiyor. Satın alma ihtimali çok düşük.

Uzun Kuyruk (Net Niyet): “Ortopedik beyaz koşu ayakkabısı fiyatları”

  • Durum: Kullanıcı “Satın Alma” (Transactional) niyetine girmiştir. Rengine ve türüne karar vermiş, sadece fiyatı görüp kartını çıkarmak istemektedir.

Trafik hacmi egonuzu, dönüşüm oranı ise cüzdanınızı tatmin eder. Sürdürülebilir bir SEO başarısı için, Ayakkabı kelimesinde binlerce kişinin önüne çıkıp hiç satış yapamamaktansa, spesifik bir aramada tam da o ürünü arayan 10 kişinin karşısına çıkmak çok daha değerlidir.

İçerik Optimizasyonu: Okuyucu İçin Yaz, Botlar İçin Düzenle

Geçmişte SEO denilince akla, metnin arasına anlamsızca anahtar kelime serpiştirmek gelirdi. Ancak Google’ın yapay zeka destekli algoritmaları (Helpful Content Update) artık insan gibi okuyabiliyor.

Bugünün kuralı basittir: Önce insan için yazın, sonra botlar için düzenleyin. Okuyucunun sıkılıp terk ettiği bir içeriği, hiçbir teknik ayar zirvede tutamaz.

A) İçeriğin İskeleti: Başlık Hiyerarşisi (H1, H2, H3)

Bir web sayfasını, kapağı ve içindekiler bölümü olmayan kalın bir kitap gibi düşünün. Aradığınız bilgiyi bulmak imkansız olurdu, değil mi? Google botları da sayfaları tararken bu karmaşayı sevmez. Metninizin okunabilirliğini artırmak için Heading (Başlık) etiketlerini hiyerarşik bir düzende kullanmalısınız:

H1 (Manşet): Sayfanızın tek ve en büyük vaadidir. Her sayfada yalnızca 1 tane bulunmalı ve hedef anahtar kelimenizi mutlaka içermelidir. Google’a ve kullanıcıya “Bu sayfa X hakkındadır” mesajını burada verirsiniz.

H2 ve H3 (Bölüm Başlıkları): Modern internet kullanıcısının davranışını doğru analiz etmek gerekir. Muhtemelen şu an sizin de yaptığınız gibi, insanlar ekran başında metni kelime kelime okumaz, gözleriyle yukarıdan aşağıya hızlıca tarayarak ilgilerini çeken bölüme odaklanır. H2 ve H3 gibi alt başlıklar, işte bu tarama sırasında okuyucunun aradığı cevabı saniyeler içinde bulmasını sağlayan yol tabelalarıdır.

Bu düzenli yapı, aynı zamanda teknik bir avantaj sağlar. Çünkü Google botları da tıpkı insanlar gibi davranır. Bu başlıkları takip ederek içeriğinizin ana konusunu, alt detaylarını ve bağlamını bu hiyerarşi sayesinde anlamlandırır. Yani başlıkları düzenlemek, hem kullanıcı deneyimini (UX) iyileştirir hem de botların içeriğinizi doğru dizinlemesini sağlar.

Önemli Not: Başlık etiketlerini (H1-H6) sadece yazı boyutunu büyütmek için değil, konuyu mantıksal parçalara ayırmak için kullanın.

B) Dijital Vitrininiz: Meta Açıklaması (Description)

Arama sonuçlarında mavi renkli başlığınızın hemen altında beliren o iki satırlık gri metin, sizin dijital vitrininizdir.

Pek çok kişi buraya sadece anahtar kelimeleri yığar. Oysa Google, Meta Description kısmındaki kelimeleri doğrudan bir sıralama faktörü olarak kullanmaz. Ancak burası çok daha önemli bir şeyi, tıklama oranını (CTR) etkiler.

Strateji: Burayı bir reklam metni gibi düşünün. İçerikte kullanıcıyı neyin beklediğini özetleyin ve harekete geçirici bir mesaj verin. Eğer başlığınız (Title) dükkanın tabelasıysa, açıklamanız (Description) vitrindeki en cazip üründür. Görevi, kullanıcıyı rakibinizin sitesine değil sizin sitenize tıklamaya ikna etmektir.

Teknik SEO: Kaputun Altındaki Güç

SEO Nedir Dijital Dunyada Sadece Var Olmayin Bulunabilir Olun blog gorseli 03

Bir Ferrari’ye sahip olabilirsiniz. Dış tasarımı (İçerik) harika görünebilir. Ancak o arabanın motoru (Teknik Altyapı) çalışmıyorsa, yarışa bile katılamazsınız.

İçeriğiniz ne kadar kaliteli olursa olsun, sitenizin teknik altyapısı Google botlarının beklentisini karşılamıyorsa sıralama alamazsınız. İşte dikkat etmeniz gereken 3 kritik teknik sütun:

A) Site Hızı ve Core Web Vitals: Hız, Sabırdan Önce Gelir

Kullanıcıların en tahammülsüz olduğu konu yavaşlıktır. İstatistikler acımasızdır: 3 saniyeden geç açılan bir site, ziyaretçilerin %40’ını daha içeriği görmeden kaybettirir.

Google, bu deneyimi ölçmek için Core Web Vitals (Önemli Web Verileri) adında bir karne sistemi kullanır. Sadece hızlı açılmak yetmez;

LCP (Yükleme): Sayfanın en büyük ve ana içeriği ne kadar sürede ekrana geliyor?

CLS (Görsel Kararlılık): Sayfa yüklenirken butonlar veya yazılar aşağı yukarı kayıp kullanıcının yanlış yere tıklamasına neden oluyor mu?

Peki, Karnenizi Nasıl Görürsünüz? Bu metrikleri analiz etmek için Google’ın ücretsiz aracı PageSpeed Insights‘ı kullanmalısınız. Bu araç, sitenizi saniyeler içinde tarar ve size 0 ile 100 arasında bir performans puanı verir. Sadece siteniz yavaş demez, Görselleri şu formatta sıkıştır veya Şu kodları temizle gibi yazılımcınızın uygulayabileceği reçeteyi de sunar.

Aksiyon: Sitenizi PageSpeed Insights ile test edin. Hedefiniz mobilde ve masaüstünde Yeşil (90+) bölgeye yaklaşmak olmalıdır.

B) Mobil Uyumluluk: Masaüstü Devri Kapandı

Google artık sitenizin masaüstü versiyonunu değil, mobil versiyonunu baz alarak puan verir. Buna Mobile-First Indexing (Öncelikli Mobil İndeksleme) denir.

Eskiden Sitemin bir de mobil hali olsun demek yeterliydi. Bugün ise siteniz mobilde kusursuz çalışmak, butonlara parmakla kolayca tıklanmak ve metinler telefonda rahatça okunmak zorundadır. Eğer siteniz masaüstünde harika ama mobilde kullanışsızsa, Google gözünde o site bozuktur.

C) Yapılandırılmış Veri (Schema Markup): Google ile Aynı Dili Konuşmak

Google botları zekidir ama bir insan gibi görsel algıya sahip değildir. Sitenizdeki bir içeriğin yemek tarifi mi, bir konser bileti mi yoksa bir ürün mü olduğunu anlamak için yardıma ihtiyaç duyarlar.

Schema (Şema) İşaretlemesi, Google’a içeriğin türünü kod diliyle anlatmaktır.

Normal Kod: Bu bir yazıdır.

Schema Kodu: Bu bir Yemek Tarifidir, pişirme süresi 30 dakikadır, 5 yıldız almıştır ve görseli budur.

Bunu yaptığınızda, arama sonuçlarında sadece mavi bir link olarak değil, yıldızlı, resimli, fiyat bilgisi içeren zengin sonuçlar (Rich Snippets) olarak çıkarsınız. Bu da rakiplerinizden ayrışmanızı ve tıklama oranınızın artmasını sağlar.

Otorite İnşası: Backlink ve Site Dışı SEO

Sitenizi teknik olarak mükemmelleştirdiniz ve harika içerikler ürettiniz. Şimdi sırada, Google’a sitenizin güvenilir olduğunu kanıtlamak var. İşte burada Backlink (Site Dışı SEO) devreye girer.

İnterneti devasa bir demokrasi, her bir backlink’i (başka bir siteden size verilen linki) de siteniz için kullanılan bir oy olarak düşünebilirsiniz. Google, en çok ve en nitelikli oyu alan siteyi otoriter kabul eder ve üst sıralara taşır. Ancak bu demokraside her oy eşit değildir.

A) Kalite > Nicelik: Kimin Sizi Önerdiği Önemlidir

Gerçek hayatta, sokaktaki rastgele 100 kişinin sizi bir iş için önermesi mi daha değerlidir, yoksa alanında uzman, saygın bir profesörün tek bir referansı mı?

Dijital dünyada da mantık aynıdır. Google, linkin sayısına değil, nereden geldiğine bakar:

Düşük Değer: Rastgele forumlardan, ilgisiz bloglardan veya içerik çöplüğüne dönmüş sitelerden gelen 100 link, sitenize değer katmaz; aksine şüphe uyandırır.

Yüksek Değer: Sektörünüzle ilgili köklü bir haber sitesinden, bir üniversiteden (.edu) veya tanınmış bir markadan alacağınız tek bir link, diğer 100 linkten çok daha güçlüdür.

Strateji: Sayı oyunlarına girmeyin, linkin kalitesine ve alaka düzeyine odaklanın.

B) Doğal Link İnşası: Link Mıknatısı Olmak

En değerli backlink, sizin istemenize gerek kalmadan, başkalarının sitenizi kaynak olarak göstermesiyle kazanılan linktir. Buna doğal link denir.

Peki, insanlar kime link verir? Tabii ki fayda sağlayan kaynağa. Sektörel araştırmalar, orijinal veriler, infografikler veya şu an okuduğunuz gibi kapsamlı rehberler birer link mıknatısıdır. Eğer sektörünüzdeki en iyi içeriği siz üretirseniz, diğer siteler yazılarını güçlendirmek için mecburen size referans verecektir.

C) Tehlikeli Sular: Zararlı Linkler (Toxic Backlinks)

SEO dünyasının karanlık tarafında, 5 dolara 1.000 Backlink veya Garantili Tanıtım Yazısı Paketi gibi vaatler görebilirsiniz. Bunlar, siteniz için alabileceğiniz en tehlikeli risktir.

Buna sporda steroid kullanmak diyebiliriz. Başta hızla şişmiş gibi görünürsünüz ama sonunda sağlığınızı kaybedersiniz. Google’ın yapay zekası (SpamBrain), bu linklerin doğal olmadığını ve manipülasyon amacıyla satın alındığını kolayca anlar. Sonuç? Siteniz Manuel İşlem cezası alır ve arama sonuçlarından silinirsiniz (Sandbox etkisi).

Kritik Uyarı: SEO bir itibar yönetimidir. Kısa vadeli hilelerle markanızın dijital geleceğini riske atmayın.

Alet Çantası: Kullanmanız Gereken SEO Araçları

Karanlık bir odada el yordamıyla yolunuzu bulamazsınız; SEO da çıplak gözle yapılmaz. Sitenizin arka planında neler olduğunu görmek, kullanıcıların davranışlarını analiz etmek ve rakiplerinizi izlemek için doğru araçlara ihtiyacınız var.

İşte dijital çantanızda mutlaka bulunması gerekenler

Ücretsiz ve Zorunlu Olanlar

Google Search Console: Sitenizin sağlık karnesidir. Hangi kelimeden kaç kişi gelmiş, hangi sayfada hata var; hepsini Google size buradan söyler. Sitenizin Google gözündeki teknik durumunu gösterir. Hangi anahtar kelimelerden trafik alıyorsunuz? Hangi sayfalarınızda dizine eklenemedi hatası var? Sitenize verilen herhangi bir ceza var mı? Hepsini buradan öğrenirsiniz.

Google Analytics 4: Search Console size kullanıcıların siteye gelene kadar ne yaptığını söyler. Analytics ise siteye girdikten sonra ne yaptıklarını anlatır. Ziyaretçiler hangi şehirden geliyor? Hangi sayfada en çok vakit geçiriyorlar? Ürünü sepete atıp neden almadan çıkıyorlar?

Profesyoneller İçin (Ücretli)

Eğer bu işi bir adım öteye taşıyıp rakiplerinizin stratejilerini de görmek istiyorsanız, profesyonel pazar analizi araçlarına ihtiyacınız olacak.

Semrush veya Ahrefs: Bu araçlar sektörün İsviçre Çakısı’dır.

  • Ne İşe Yarar?: Sadece kendi sitenizi değil, rakiplerinizin sitelerini de röntgen gibi çekerler. Rakibiniz hangi kelimeden trafik alıyor? Backlinklerini nereden almış? Sizin henüz keşfetmediğiniz hangi fırsat kelimeleri var?
  • Kullanım Amacı: Rakip analizi (Competitor Analysis), detaylı anahtar kelime araştırması ve pazar istihbaratı.

Sonuç: SEO Bir Sprint Değil, Maratondur

Bu rehber boyunca çokça teknik terimden ve stratejiden bahsettik. Ancak aklınızda kalması gereken tek ve en önemli gerçek şudur: Dijital dünyada yaptım ve bitti diye bir tuş yoktur.

SEO, 100 metrelik bir koşu (Sprint) değil, nefesi kuvvetli olanın kazandığı bitmeyen bir maratondur. Çünkü siz uyurken algoritmalar değişir, Google Core Update (Çekirdek Güncelleme) yapar ve rakipleriniz yeni hamleler geliştirir.

Ancak korkmanıza gerek yok. Eğer temeli sağlam (Teknik SEO), kullanıcıya gerçekten değer katan (İçerik) ve güven üzerine kurulu bir strateji inşa ederseniz, Google sizi ödüllendirmekten asla vazgeçmeyecektir.

Bugünü
yık!
Yarına sahip ol!
Geçmişi tekrarlayanlar geleceğe yön veremez. Biz kalıpları kırıyor ve markaların geleceğini yenilikçi çözümlerle inşa ediyoruz.
Copyright 2026 © A Sound Fiction ltd.